T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO : 2017/12-279

KARAR NO : 2017/635

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Edirne İcra Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 19/02/2015

NUMARASI : 2015/20 – 2015/50

DAVACI/BORÇLU : E. Belediye Başkanlığı vekili Av. Ş.B.

DAVALI/ALACAKLI : C.D. Vekili Av. K.U.

Şikâyetçi-borçlu tarafından “itirazın süresinde yapıldığının kabulü ile takibin durdurulması ve hacizlerin kaldırılması” istemiyle yapılan şikâyetten dolayı yapılan yargılama sonunda Edirne İcra (Hukuk) Mahkemesince şikâyetin kabulüne dair verilen 01.04.2014 gün ve 2014/95 – 2014/143 E. K. sayılı kararın şikâyet olunan-alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine 12. Hukuk Dairesinin 18.09.2014 gün ve 2014/17551 – 2014/21740 E. K. sayılı kararı ile;

“… Genel haciz yolu ile ilamsız takipte borçlu belediye vekili, icra mahkemesindeki şikayetinde, 02.12.2013 tarihinde ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra E. Belediye Başkanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğü’nün 2778 Sayılı borca itiraza ilişkin dilekçesinin 04.12.2013 günü zimmet defteri ile icra müdürlüğüne teslim edildiğini, buna rağmen icra müdürlüğünce itiraz süresinde kabul edilmeyerek belediyenin banka hesaplarına haciz konulduğunu ileri sürerek itirazlarının süresinde sayılmasını ve hacizlerin kaldırılmasını istemiş; mahkemece, zimmet defterinde icra müdürlüğünün imzasının bulunduğu, itirazın süresinde olduğu, evrak teslim alındığında dilekçe üzerine havale yapılmadığı gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmiştir.

İİK.nun 8. maddesinde “İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.

İlgililer bu tutanakları görebilir ve bunların örneğini alabilir. İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir.” hükmüne yer verilmiştir.

İcra müdürlüğüne yapılan işlemlerde aslolan icra müdürlüğü kayıtları olup, yukarıdaki yasa hükmü uyarınca bu kayıtlar, aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.

Somut olayda, borçlu belediyeye ait itiraz dilekçesi üzerinde yer alan havale tarihi 11.12.2013 olup bu dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarih ise 25.02.2014 tarihidir. Sözü edilen her iki tarih itibarı ile de borçlunun itirazı, İİK’nun 62. maddesinde öngörülen yasal 7 günlük sürede değildir.

O halde mahkemece; yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken takipte taraf olan belediyeye ait kayıtlar uyuşmazlığın çözümünde esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…”

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Şikâyet olunan-alacaklı vekili

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Şikâyet genel haciz yolu ile takibe yönelik itiraz dilekçesinin yasal süre içinde verilmiş olmasına rağmen, icra müdürünün daha sonraki bir tarihi esas alarak takibi kesinleştirmesine ilişkin işlemin iptali ile konulan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.

İcra Mahkemesince aleyhine icra takibi başlatılan (şikâyetçi-borçlu) E. Belediye Başkanlığının, 02.12.2013 günü tebliğ aldığı ödeme emrine (yasal süresi içinde) 04.12.2013 günü itiraz ettiği, bu hususun zimmet defteri kaydı ile sabit olduğu ancak icra dairesince imza karşılığı teslim alınan dilekçeye gününde havale yapılmayarak itirazın süresinden sonra yapıldığından bahisle hukuka aykırı biçimde takibin durdurulmadığı gerekçesiyle şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.

Şikâyet olunan vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle yerel icra mahkemesi kararı bozulmuştur.

Yerel Mahkemece zimmet defterinin resmi kurumlar arasındaki evrak teslimini gösteren bir ispat aracı olduğu, itiraz eden Belediye Başkanlığına İcra ve İflas Kanununun 62 nci maddesinde gösterilen belgenin de verilmediği; itiraz dilekçesinin 04.12.2013 günü icra dairesince teslim alındığının sabit olduğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararı şikâyet olunan-alacaklı vekili tarafından temyize getirilmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, ödeme emrine itiraz tarihinin belirlenmesinde zimmet defterindeki teslim tarihinin mi yoksa icra müdürü tarafından dilekçe üzerine konulan havale tarihi ya da işlemin icra tutanağına geçirildiği tarihin mi esas alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

İcra ve İflas Kanununun “tutanaklar” kenar başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasına göre “İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vakı talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya yardımcısı veya katibi tarafından imzalanır”. Aynı maddenin son fıkrası ise “İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir” düzenlemesini getirmiştir.

Aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi yapılan borçlu, borçlu olmadığı kanaatinde ise ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine vereceği bir dilekçe ile borca (ya da yetkiye) itiraz edebilir. Bu itiraz üzerine takip durur (İİK.m.66). Takibe bu süre içinde itiraz edilmemişse alacaklı haciz isteme yetkisini kullanabilir.

Kendisine bir dilekçe sunulan icra memuru, bu dilekçeyi havale ederek icra dosyasına koyar ve icra tutanağına da bu durumu kaydeder.

Somut olayda şikâyetçi-borçlu E. Belediye Başkanlığı aleyhine icra takibi yapılmış ve ödeme emri borçluya 02.12.2013 günü tebliğ edilmiştir. Borçlu olmadığı kanısında bulunan Başkanlığın bu aşamada yapması gereken iş, yasal yedi günlük süre dolmadan, en geç 09.12.2013 günü akşamı mesai saati sonuna kadar itiraz dilekçesini icra dairesine havale ettirmek suretiyle teslim etmek ve dilekçenin dosyaya konulduğu hususunda icra tutanağının düzenlenmesini istemekten ibarettir. Oysa dosyanın incelenmesinde dilekçenin havale ettirildiği tarih, belirtilen sürenin geçmesinden sonraki bir tarih olan 11.12.2013 tarihidir; dilekçenin icra tutanağına 25.02.2014 günü geçirildiği hususunda da çekişme bulunmamaktadır. Anılan her iki tarih de yukarıda gösterilen yasal yedi günlük süreden sonradır. Bu haliyle süresinde yapılmayan itiraz geçersiz olup, icra dairesince takibin kesinleştirilmesinde ve haciz işleminin yapılmasında yasaya aykırı yön bulunmamaktadır.

Her ne kadar şikâyetçi yanca dilekçenin zimmet defteri adı verilen bir evrakla icra dairesine sunulduğu belirtilmişse de bu belge İcra ve İflas Kanununun 8 inci maddesinde belirtilen icra tutanağının aksini ispata elverişli değildir. Şöyle ki, uygulamada zimmet defterleri kamu kurumları arasındaki evrak teslimini gösterme maksadıyla düzenlenen defterlerdir. Vurgulanmalıdır ki, somut olayla sınırlı olarak şikâyetçi E. Belediye Başkanlığı kamu kurumu olmasının ötesinde, icra dosyasının borçlusudur ve taraf olduğu takibe ilişkin belgeleri zimmet defteriyle teslim etmesi mümkün değildir. İcra dairesince belediyelerden istenen çeşitli kayıtların, taşınmaza ait imar durumlarının, vb. zimmet defteri ile teslimi mümkün ise de Belediyenin taraf olduğu dosyaya ilişkin itiraz dilekçesinin bu usulle icra dairesine sunulmuş olması, başlı başına işlemin usulüne uygun olduğunu göstermez. Zimmet defteriyle teslim edilse bile, kendisine hukuki sonuç bağlanan itiraz dilekçesinin ayrıca havale ettirilmesi ve icra tutanağına yazdırılması, İcra ve İflas Kanununun 8 inci maddesinin gereğidir.

Bu haliyle yasal süresinde yapılmış bir itirazın bulunduğu söylenemez ve takibin durdurulmamış olması isabetlidir.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında zimmet defterinin resmi belge olduğu ve özellikle icra memurunun imzasını taşıması nedeniyle, itiraza ilişkin İcra ve İflas Kanununun 62 nci maddesinin son fıkrasına uygun biçimde verilen belge niteliğini kazandığı, bunun sahteliğinin de iddia ve ispat edilmediği; hak kaybı olmaması için zimmet defterindeki kaydın da değerlendirilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüşse de Kurul çoğunluğu tarafından bu görüş benimsenmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekir.

S O N U Ç : Şikâyet olunan-alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 366/III. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05.04.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Dava, icra takibinin kesinleştirilmesi işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, yasal süre içerisinde ilamsız takip yoluna itiraz ettiği halde, itiraz etmemiş gibi takibin kesinleştirildiğini ileri sürerek, takibin kesinleştirilmesine ilişkin icra müdürlüğü işleminin iptalini şikayet yoluyla icra tetkik merciinden talep etmiştir.

2- Somut olayda, aleyhine ilamsız icra takibi yapılan davacı E. Belediyesi, 02.12.2013 tarihli ödeme emrine 04.12.2013 tarihli itiraz dilekçesini hazırlamış ve itiraz dilekçesini aynı gün takibin yapıldığı icra dairesine kurum personeliyle göndermiş ve kurum personeli yanında getirdiği Zimmet Defterine, dilekçeyi kuruma verdiğine ilişkin icra müdürünün/memurunun imzasını almıştır. Zimmet defterindeki icra takip dosyasının numarası ile davaya konu takibin dosya numarası aynıdır. Ancak süresinde yapılmış itirazı dava dışı icra müdürlüğü, itiraz süresi geçtikten sonra 11.12.2013 tarihli icra katibi imzasıyla takip dosyasına havale etmiş ve 25.02.2014 tarihli kararıyla da süresinde itirazda bulunulmadığı gerekçesiyle takibi kesinleştirmiştir. Davacı Belediye, takibin kesinleştirildiğinden, 03.03.2014 tarihli haciz işlemi sırasında haberdar olmuş ve icra müdürlüğüne başvuruda bulunarak, süresinde itirazda bulunmaları nedeniyle takibin kesinleştirilmesi işleminin iptalini talep etmiş ise de icra müdürlüğü bu istemin reddine karar vermiştir.

3- İİK m. 60 uyarınca, “İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir”.

4- İİK m. 8 uyarınca “İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır. İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir”.

5- 6100 S. HMK m. 208/4 uyarınca “Resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hakim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkar eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verilmesi gerekir”.

6- İİK m. 60/son uyarınca, muterizin takibe itiraz ettiğini belgelemek üzere, itiraz eden kişiye icra müdürlüğünün ücretsiz ve masrafsız olarak, bir belge vermesi zorunlu ise de, söz konusu belgenin her hangi bir şekil unsuru içermesi gerekmediği gibi, alelade bir kağıt üzerine yazılmış olmasının bir önemi yoktur. Somut olayda icra müdürü kendisi tanzim ederek böyle bir belgeyi davacı Belediye’ye vermemiş ise de, Belediye’nin zimmet defterine imza atması sebebiyle, esasen icra müdürlüğünün davacı borçluya, İİK m. 60/son anlamında bir belge vermiş sayılmalıdır.

7- E. Belediyesine ait Zimmet Defteri, resmi belge niteliğinde olup, yargılama sırasında söz konusu belgenin sahteliği ileri sürülmediğine göre içeriğinin doğru olduğunu kabul etmek gerekir.

8- Her ne kadar, Genel Kurul’un sayın çoğunluğunun dayanmış olduğu, İİK m. 8 de, “İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir” şeklindeki düzenlemeye itibarla, asıl olanın icra müdürlüğünün kayıtları olduğu kabul edilmiş ise de, söz konusu maddede yer alan “İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir” ibaresinin E. Belediyesi’nin, resmi belge niteliğinde olan ve sahteliği ileri sürülmeyen Zimmet Defteri ile icra tutanaklarının aksinin ispatlandığının kabulünün gerektiği düşüncesinde olduğumdan ve yerel mahkemenin, itirazın süresinde yapıldığına ilişkin kabulünü son derece yerinde bulduğumdan Hukuk Genel Kurulu sayın çoğunluğunun aksi yöndeki düşüncesine katılmıyorum.

Dr. Adem ASLAN Üye

Kaynak

Bir ileti bırakabilirsiniz - Leave a Reply - Оставить комментарий - اترك التعليق - השאירו תגובה

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.